03 01 2016

Kitap AŞKına

Kitap AŞKına |  görsel 1

Ben kitap kurdu insanlardan biriyim. Kitap kurdu olan insanlarda beni çok iyi anlayacaktır. Eşim kitabı benim sayemde tanıyor ama sevmiyor. Ben ayda 300 sayfalık kitaplardan yavaş yavaş 3-4 kitap okurum. Kitap okumayan insanların anlayışlarının kıt olduğunun bir çok kanıtıyla karşı karşıyayım. 1-2 tane de kitap okuyan anlayışı doğuştan kıt insanlarla da karşılaştım.    Benim bu yazıyı yazmaktaki amacım, tamam, herkesin kendi fikirlerini yazdığı "dünya kitap". Ama gidemediğim yerlere gidebiliyorum. Parasızlığımın son demlerine vurmadan 1-2 kitap alıp okuyorum. Daha evden dışarı çıkacak param olmazken, evimin içinde sıcacık çayımla londra sokaklarında dolanıyorum. Bazen bir dedektif, bazen bir anne, bazen bir çocuk oluveriyorum. Dünyada ismini duymadığım şehirlerin sokaklarında hayali olarak dolanıyorum. Binlerce dolarım, eurom olsa ki gidip gezebileceğim yere en fazla 1 hafta gezebilirim. 3. Dünya ülkesi olarak biz gelişiyoruz, zenginler için. Bizim gibi orta sınıfların 10 senede biriktirdiğini 1 haftada yurtdışında harcarız biz. Kitap okuyun arkadaşlar, tanıyın DÜNYAYI. Size yazacaklarım bu kadar, resimde de biraz artık EMRİVAKİ olucak bu isteğim. Kitap okurken, huzur bulursun. Dünyada ismini duymadığın şehirlerin sokaklarında adım adım gezersin. Bazen gerilip korkar. Bazen bi dedektifin olayı çözüm anında içinden ona yardım edersin. Bazen bir annenin çocuğuna nasihatını söylediği anda o çocuk sen olur ve söylediği sözlerle kendi hayatına yön verirsin. Bazende hayatında hiç bilmediğin bir şeyin anlamını kavrar ve yeniden doğarsın.   Her kitap okuyuşumda, gerçek hayata dönmem, benim içinde diğer bir çok kitapkurdu gibi zor oluyor. Hayatımı yazsam roman olur mu, hiç düşünmedim. Sanırım benimki, dram, trajikomedi ve karamsar-gerilim üzerine ... Devamı

08 03 2015

İnsan Nedir ?

İnsan Nedir ? |  görsel 1
İnsan Nedir ? |  görsel 2

   İnsan, düşünebilen varlık olarak birçok canlıdan ayrılmış bir parçaydı. Yüzyıllar boyu, Dünya kendini ana rahminden çıkartıp diğer kardeşleri ile birlikte yerleşti kendi yaşam alanına. Dünya da canlı bir varlık, kâinata bakarsak, içinde oksijenle tanımlanan bir hayat var ne de olsa.    Peki, insanoğlu gerçekten de, düşünebilen bir varlık mı? Asırlardır, ilkelden, uzay çağına kadar birçok insan bunu tartışmıştır. İnsanoğlu gerçekten düşünebilen bir varlık olsaydı, Dünya’nın hali bugün savaşlar, ölümler, isyanlar ve 1 güne sığdırılmış kutlamalarla dolmazdı. Bu kutlamaları kazanabilmek için vakti zamanında birçok emekçi insan ölmüştür. Tarih, kanlarla yazılan bir sayfadır. Zalimden akan kan, daima kirli olan kandır. Masumlardan zorla akıtılanlar ise TERTEMİZ. Her türlü yaşam dolu gözlerle bakan bir BARIŞ yoktur. Zorla diz çöktürülmüş korkulu gözlerle gelen SÖMÜRGELER vardır. Zaten savaş diye bir şeyin zıttı, asla barış olamaz. Ölümün ardından bizi barışın beklediğini de sanmıyorum. Gözümüzü kırmızı bürümüş. Kırmızı renk, günümüzde alışveriş, tekstil vs. gerekli gereksiz, her şeyde kullanılır ki, gerçekten ihtiyaç kadarına değil, istek arzusuna doyumsuzluk vuracak kadar para harcamalarında büyük katkısı olan bir renktir. Kızıl güneş ile başladı ve kıpkırmızı bir kaderle devam ediyor DÜNYA.  Düşünce iki türlü cereyan eder, bu gezegende. Kirli düşünceler ve saf düşünceler. Benim kendi gözlemlerime göre saf düşünceye sahip genel varlıklar, hayvanlar ve bebeklerdir. Kirli düşünceleri, zamanla yetişkin olup beyinin artık belirli kısmını kullan... Devamı

23 12 2014

Bir Bakış İle Değişen Bir An

Bir Bakış İle Değişen Bir An |  görsel 1

 Ben Üniversite 4. sınıf öğrencisiyim. Şu sıralar okulun son haftası ve her insan gibi, koşuşturmacalar oluyor hayatımda. Uzun süreli ailemi görmediğim için, içim biraz buruktur. Ama eninde sonunda okulu bitirip döneceğim yer, ailemin yanı olacak diye sıkıyorum dişimi.    Bugün 23.12.2014 - Salı günü ve yaşadığım bir anı size aktarmak istiyorum.   Akşam dersi için okula çıkmıştım. Okulda ders işlemedik ama eğlenceli sayılabilecek 1 saat geçirdik. Aşağı evime inerken, yolda arkadaş, bir arkadaşımın flashını verdi ve onu götürmek bana düştü. Akşam vakitleri, normalde bu kadar huzursuz biri olmam, dışarı çıktığımda, ama sınav stresinden dolayı vakit kaybetmek beni geriyor. Gittiğim kafede çok durmadan "eve giderim" diye düşünüyordum. Arkadaşım "bir çay iç, vaktin varsa" dedi. Açıkcası birazda hava almak istiyordum. Onlar işleri ile meşgulken, bende tek başıma takıldım. Çayı içtim. Çoktan bitirdim ve biraz daha oturdum. Onların işi uzundu. Bende müsaade isteyerek kalktım. Güzelce hazırlanmış, süslenmiş olan ben, keyfim yerinde ama mutsuzdum. İnsanlara bakmadan, yerdeki de taşları saymadan, yavaş yavaş ilerliyordum. Markete girmeye karar verdim. Ve o an, benim için çok derin bir andı....    Markette, elinde ingiliz cocker olan bir kız vardı. Sevgilisiyle ya da arkadaşıyla birlikte bir şeyler alıyordu. O küçük şey, beni görünce bir anda, uslu uslu yattığı kucaktan bana doğru baktı ve heyecanla hareket etmeye başladı. Bende normalde, başkasının kedi, köpeğini sevmem öyle. Görüp uzaktan bakarım "Güzel şey seni" der gözlerimle sever, geçerim. Ama öyle bir merakla bana yönelmeye uğraşıyordu ki, dayanamadım ve yüzünü ellerim... Devamı

17 12 2014

Artık Yerdeki Taşları Saymayın ! Ufuktaki Huzura Odaklanın...

Artık Yerdeki Taşları Saymayın ! Ufuktaki Huzura Odaklanın... |  görsel 1
Artık Yerdeki Taşları Saymayın ! Ufuktaki Huzura Odaklanın... |  görsel 2

Dün arkadaşımla dışarı çıkmıştım. Kendisi bu Dünya üzerinde tanıyıp, görüp yaşayabileceğim en saf ve güzel düşünceleri olan insandır. Her kız gibi, Dünyayı tartıştık. Olaylara farklı açılarla baktık. Dertlerimizi anlattık. Gülüştük, hüzünlendik. Her iki insanın yapabileceği şeylerle mutluluğa ulaştık...   Ben konuştum(ki çok konuştum). Sonra o anlattı. Bazen sustuğumuz anlarda bile anlattık üzüntümüzü, sevincimizi. Biz kadınlar gerçekten konuşmasak bile anlayabiliyoruz birbirimizi. Kısa bir süre sonra hava çok soğudu. Oturduğumuz yerde ben hiç hissetmiyordum soğuğu. Ayağa kalkınca ben felaket titremeye başladım. Gerçekten soğumuştu hava.    Sonra yolda birlikte yürürken, her insanın doğal olarak yaptığı bir şeyi yapıyordum. "Yerdeki taşları sayıyordum". Belki de sıradan bilgi paylaşımı gibi olan bir konuşma anımızda : "Yolda yürürken, başını öne eğme, ileriye bak" dedi. "Neden ?" diye sordum. Çünkü daha çok ezik psikolojisi hissiyatı uyandıran bir işlemdi bu şey benim için. Sonra dedi ki : "Yere doğru başımızı çevirdiğimizde, beyin düşünme mekanizmasını çalıştırarak, beyin bir ya da birden çok konuyu sürekli tekrar ederek düşünmeni sağlıyor" dedi.. "İleri doğru bakınca ise, ufkun genişleyerek konulara olumlu ya da daha az süreli odaklanıyormuş, insanlar" dedi. Bende " Yaaaaa !" dedim. Gerçekten bu bilgiyi herkesin doğrulayacağına eminim. Çünkü bende ona "Çok haklısın. Çünkü gerçekten yere bakarak yürüdüğümde, atıyorum (bir konuyu düşünüp) 'Acaba konuşsam mı ? Yok ya, konuşmayayım. Ama ya konuşursam ne olur ?' gibi düşün... Devamı

15 12 2014

DOĞA ANA ADETA ÇIĞLIK ATIYOR YÜREĞİMDE

DOĞA ANA ADETA ÇIĞLIK ATIYOR YÜREĞİMDE |  görsel 1

Bir sevgiliniz varsa, şehir hayatı sizi yorar artık. Çünkü ne yaparsanız yapın, sizin koca bir engeliniz vardır "erkek arkadaş". Bir yere çıkarsınız, "nereye ?, kimlerle ?, kaç erkek var ?, içki içme, çok kıvırtma, çok gülme...." sürekli bir kısıtlama gelir hayatınıza. Günümüz Türkiyesinde, erkeklerin aldatma oranı yüksekken, kadınlara bu kadar çok baskı yapılması, kadınlarında baş kaldırıp aldatma eylemine başvurmasına sebep oldu. Yıllarca, cahil düşüncelerle "erkek değil mi ? Elinin kiri..." safsatası ile erkekleri ipi kopmuş deli danalara gibi sokaklara saldık. Sonra aldatmalar, aldanmalar oldu. Zamanla toplum içerisinde ilişkilerde güvensizlikler artttı. "Kız çocuğu o, aman serbest bırakmayın. BASKI BASKI BASKI" insanlık bambaşka boyutlara kaydı. Neden suçunu ben çekiyorum anlamıyorum. Ben eşine çok sadık biriyimdir. "Gözü arkada kalmasın" diye en ufak ayrıntısına kadar bilgi veririm. Tabii aynı durumu, erkek arkadaşımdan görmek zordu, ilk zamanlar. Serbest yetişme ona da vurmuş. 2 senedir adam etmek için didindim durdum. Yapmadığım şey, ağlamadığım gün kalmadı. En fenası da bu kadar şey öğrettikten sonra, "ya çekip giderse" korkusu. Allah'a çok şükür, binlerce kere benim gitmeme rağmen(gitmek dediğim geceden sabah'a kadarki bir süre, gitmek bile denemez.) hep o döndü. Benim inadıma kalsa, sittin sene dönmem ben, biliyorum kendimi. Çünkü yoruyor be erkekler kadınları.     Tatlı dil denersin, çemkirirsin, cadılaşırsın, arsızlaşırsın. Anlamazlar. Direk anlat. Anlamazlar. Dolaylı anlat. Aman Allahım ! Tam bir çıldırtma mekanizması zaten. İşte bu anlarda... Doğa ana bana "GEL EVLADIM" diyor. "Gel ben senin yar... Devamı

01 12 2014

Yoğurtçu geldi hanııııımm

Bir yoğurtla öküzlükten adamlığa dönen insanların dramı... Devamı

07 04 2014

B İ T T İ diye bir film varmış

B İ T T İ diye bir film varmış |  görsel 1

    Bu   Mutluluk   Ne Zaman   Nasip   Olacak   Acaba   Bana   Devamı

10 12 2013

Balıkçı Kız-1

Balıkçı Kız-1 |  görsel 1

Bir gün rıhtımda bir kız gördüm. Güzeldi kanımca, yanaştım yanına adını sordum. "Balıkçı kız" dedi bana. Gerçek ismini sordum." Buralarda böyle seslenebilirsiniz bana, uzun zaman oldu artık adımı bilmez hiç kimse." dedikten sonra işine döndü. Merak etmiştim. Benim adım Aryaydı ama onunki neydi acaba ? Oturdum bir kenara izlemeye koyuldum. Hırçın bir bakışı, konuşmasına bakarsak da, altın gibi bir kalbi vardı. Böyle bir meleğin adı ne olabilirdi ? Tahminlerde bulundum. "Fatma'dır ya da Ayşe" dedim. Karadeniz burası, bu isimlerden çok olurdu buralarda. Bir de Laz isimleri vardı, tabii. Bir kaç isim biliyordum.. Biraz zorlarsam eğer kendimi, bu kızın ismini bulacaktım. "Baba" diye çok içten bağırdığını duydum az önce. "Babasına aşık bir kız" diye geçirdim içimden. Herkes alışveriş, dedikodu yaparken, o burada babasıyla Dünya'nın zor işlerinden birinde ter döküyor. Karadeniz'in hırçınlığı karşısında, gururla dikiliyor. Güneş kızıl saçlarına nasıl da güzel vuruyor. Hava sıcak ve soğuk arasında gidip geliyor. Bir derece bile olsun, kararlılığı yüzünden silinmiyor. Arada bir göz ucuyla bana bakıyor. Göz göze gelmeye uğraşıyorum, bakışlarını kaçırıyor hemen benden. Gülümsüyorum, yüzü gülmese de gözleriyle bana cevap veriyor gibi geliyor bazen. İşine dört elle sarılmış. Dur durak bilmiyor hiç. Ağları açmaya çalışıyor. O narin bedeniyle. Kendinden kat kat büyük işlerin altından gelebilecek bir karınca gibi. Gökyüzünün kopkoyu rengi gibi gözlerinin rengi, mavinin farklı bir tonu bu. Karadeniz gibi derin bir bakış veriyor gözlerine. Yüzünde, iki koca deniz, kim bilir ne zaman ağlasa, azgın denizlere dönüyord... Devamı

01 12 2013

Değişik Ruh Halleri

Değişik Ruh Halleri |  görsel 1

Hani olur ya, bazı insanlar için deriz. "Bir günü, bir gününe tutmuyor" diye. Bende o insanlardan biriyimdir. Ama benim tek farkım. Benim saniyem saniyeme tutmaz. Ruhum karadeniz gibi. Asla tahmin edemezsiniz, 2 dakika sonra dev dalgalar mı gelecek ? Yoksa sakinliğini koruyacak mı ? Ben hep karamsar bir havadayım. Karadenize benzediğimi söylemiş miydim ? Anadolu çocuğuyuz işte, garip garip huylar. 4 mevsim yaşıyor içimizde. Daha yazımı hiç göremedim. Daha çok sohbahar ve kış var. Ümit ediyorum ki, bir gün "GÜNEŞİ GÖRECEĞİM". Rüzgarı bu kadar çok sevdiğimden dolayı mı kederliyim bilmiyorum. Ama bana hep bir huzur veriyor. Saçlarımı dalgalanırıyor ve çok havalı oluyorum. Ya da belki deli. Hangisi önemli ki ?       Rüzgar yüzümde bir yetişkin eli gibi, bana hep telkin veriyor. Ne zaman ağlasam, dışarı çıkarım. Yürürüm deli deli, kendi kendime konuşarak, bazen havayı yumruklayarak. Aslında oyun oynuyorum gibi geliyor bana. Sinirimi boşluktan çıkarıyorum. İnsanlara zarar vermek hoşuma gitmiyor. Bende o yüzden dertleşecek, boşluklar arıyorum. Sesimin içimde kalmasını istemiyorum. Ama bir canlıya temas edecek olursa, kalbini tuzla buz edeceğini de biliyorum. Bende kendime söylüyorum. Benimki, "hişt sana söylüyorum, yine sen anla" oluyor ama sinirim geçiyor.       Bazen güneşten nefret ediyorum. Çünkü hiç bir güzelliği göremiyorum. Beni çok susatıyor. Ve ayakta işiyor gibi hissediyorum. Bütün vücudum suya dönüşüyor. Buhar olup uçacak gibi oluyorum. Uçmayı istiyorum ama bu şekil değil. Daha çok bir uçakla daha iyi olurdu.      Yağmurlu havalara bayılıyorum. (Kızım olursa i... Devamı

28 06 2013

İlk nefesimle Son nefesim arasındaki HAYAT

  Dünya'ya plansız geliyoruz. Hiç bir şeyden haberimiz olmadan, nereye geldiğimizin farkında olmadan. Belirli görevlerimiz var. "konuşmak", "yürümek" gibi.. En başta "düşünmeyi" öğrenmeli aslında. Bir çok insan "sözlerden" şikayetçi, yaralayıcı, kıskanılacak sözlerden... Aslında bir çocuğa konuşmayı öğretmek değil asıl mesele. Ne konuşabileceğini, düşüncelerini oluşturmalı önce. Zaman geçince, ne düşünceler oluşabilmiş, ne de her şey tam elde edilebilmiş. Büyüyorsun, "eh artık banane benle ne işi olur canım, koskoca çocuğun ! Kendi aklı yok mu ?" deniliyor. Halbuki sen çocuğunun kendi aklını yaratmaktan çok, yakın çevrenin aşağılamaları  göz yumdurarak bir de korumasız bir halde Acımasız Dünya'ya saldın pembe gözlüklü çocuğunu. Körpecik zihinler zehirleniyor, kirleniyor, kötülüğe yenik düşüyorlar. Masallara inandılar. O masalların aslında, asla "mutlu sonla" bitmediğini, aksine o hikayelerin korkunç bir senaryosu olduğunu çok nadir insan biliyor.   Kimi yaşam savaşında, ne olursa olsun dimdik ayakta. Ki bir kaç darbede yerle bir olacak kadar yaralanmıştır. Sadece savaştan ustalıkla kaçmayı öğrenmiştir. Bir çoğu ise zaten yolun çeyreğinde telef oluyor. Bazıları ise, bir kaç darbeden kaçmış ebeveynlerin gözlerini açmasıyla kurtulabiliyor. Ama İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMAZ değil mi ? Hep bir şeylere "hiç bir zaman geç" değildir diyoruz. Ama hep geç kalıyoruz. Çünkü biz zihinsel körleriz. Beyinlerimizin %3'ünü bile kullanmıyoruz. %1'ini kullanmak yetiyor bize. Diyelim ki %3'ünü kullanıyorsun. Geriye kalan %97 nerede ? Ne kad... Devamı

26 11 2012

Kelimeler Yetersizdi...

Kelimeler Yetersizdi... |  görsel 1

   Yanarken ruh ateşi, sevmek işte böyle bir şeydi. Onun için her şey olabilmek, mutluluğu sunabilmektir. Gözlerinin için gülerken bile gözlerine bakamamaktan geçermiş sevmek..    Onun hayatına dalıp, kendini de orada bulabilmekmiş. Yaşadığı hayatta sanki hep varmış gibi hissetmekmiş. Onun neler yaptığını düşünmek, sağlığına duacı olmak ve ona bir şey olsa sana bin şey olmuş gibi hissetmekmiş. Yüzüne elini sürdüğünde ruhunun huzuruna varıp onun nuruna kapılmakmış, sevmek.    Sevgi, kendini bilmek ve onun için her şey olabilmekmiş...    Bazen hayatına yön vermediğinde, dönüp elini bir çocuk gibi uzatabileceğin birileri olmalı.. Yönün iyilikten ayrılmaz o zaman. Tek bir kelimeden binlerce hayal üretebilmekmiş sevdiğinden. Ve aynı zamanda sustuğunda bile anlaşabilmekmiş. Bazen didişmek, bazen küsmekmiş. Birbirini kötülüklerden sakınmak, gerektiğinde onun için korkusuzca, korkuların önüne atlamaktır. Bazende kıyamadığın için kendinden bile mahrum bırakmaktır. Uzaklarda çok uzaklarda olsan da delicesine çarpan kalbinin sesiyle, nefes alış verişlerinde onu bulmaktır. Sevgi öyle mükemmeldir ki, insanı yeniden dünyaya getirir. Ve istersen her şeyi başarmanda sana sonsuz yardımı olur...    ... Devamı

04 11 2012

Kayıp Bir Yıldız Gördüm Gökyüzünde... Tek Dileği Bile Olmadı

  Bazı zamanlar oldu : "Hayat" dedim. "Boş" dedim. Bazı zamanlar oldu : "Hayat güzel yine de" dedim. Bir insandım sonuçta. Hep bir ikilemdeydim. Şimdi ne hayat bana karışıyor, ne ben hayata. Her zaman nasıldıysa, öyle devam ediyoruz. Ağlatıyor, güldürüyor, susturuyor, konuşturuyor... Olması gerektiği gibi.   İnsanlar tanıdım hayatımda çok fazla değillerdi. Ama her şeylerdi. Sonra gittiler. Olması gerektiği gibi. Kimisine sessizce "Gitme" dedim. Kimisine "Gidecekti zaten". Kimisine ise tek laf edemedim. Olması gerektiği gibi.   Binlerce hayatı okudum. Binlerce hayatı izledim ama hiç biri benimki gibi değildi. Çünkü o hayatlarda ben hep bir figürandım. Kendi hayatımda ise başrol... Yine de benim hayatımda herkes başroldedir. Ama bilmezler. Giderler, sadece bakarım. Bazıları hiç giremezler bile hayatıma. Çünkü dedim ya, başrollerde ancak sevdiklerim oynar. Ben bir şeyi sevmediğimde, sevemem. Sevdiğimde, severim. Başka alternatifi de kabul etmem. Ben böyleyim. Değişmem. Değiştirmem. Değişemem.   Ben nasıl görürsem öyledir. Ben sadece bir şeyi kabul ediyorum. Ben bir "İNSANIM".. Devamı

04 11 2012

Kader

Kader |  görsel 1

Bir bakmışsın hayat bambaşka bir boyutta. Bir bakmışsın hayat monotonlukta... Benim hayatım hep monotondu dışarıdan. Ama içimde hep bir sahil kenarı, hep bir fırtınalı gece, hep bir piknik havası, hep bir sıcaklık ve soğukluk vardı. Gökkuşağı gibi hayatım. Her renk var ama siyah beyaz gibi gösterdim :) Çünkü insanların görmek istedikleri bunlardı. Şimdi hayatım bambaşka bir boyutta, burada her şey olması gerektiği gibi.... Bu sefer yaşıyorum gibi... Nefesimi hissediyorum. Göğsüm boşuna inip kalkmıyor. Geceleri boşuna yatmadığımı hissediyorum. Sabah uyandığımda bir boşluk hissetmiyorum artık. Her yılın bir getirisi var... 20 olduğumdan beri, her şey bambaşka... Ve şu saatten sonra gelenler ise İNANILMAZ... Hiç beklemediğim sahnelerde başroldeyim. Yıllarca boş okumadığımı anlıyorum, artık boş yere ağlamadığımın farkına vardım. Boş yere gülmüyorum. Boş yere sevmiyorum insanları...    Hep insanların kalbi vardı benim gözümde. Ama onlar beni insan yerine bile koymuyor ya, umrumda değil. Gerçekleri korkmadan konuşmasını öğrendim bu sayede. Şimdi sorarım size, çok okuyan mı bilir, çok gezen mi ?  Başıma binlerce iş geldi diye öğrenmedim ben bunca şeyi. Sadece oturduğum yerden yaşadım her şeyi... Karar sizin !! Devamı

22 08 2012

Hiç Böyle Hissettiniz Mi?

Hiç Böyle Hissettiniz Mi? |  görsel 1

          Aslında her zaman değişemeyen bir yapımız var. Farklı olmayı hazımsayamayanlardan dolayı, aynı bireyler oluyoruz bu Dünyada. 'Doğup-Büyüyüp-Ölüyoruz' felsefesine taptırıyorlar bizi resmen. Peki bu zamanlar aralasında olanlar, hiç mi sizi düşündürmüyor ? Tatlı hatıraları hatırladığımızdaki gülümsemenin bir an gelip geçmesine neden izin veriyoruz. Ama 'acı' gibi olumsuz özellikleri yıllarca belleklerimizden atamıyoruz. Güzel olan şeyler zamanla bilinçsizce silinirken, neden berbat şeyler hep bir ön planda..    Gözlerimizi neden gök yüzünde dolaştırmıyoruz da, yerdeki taşları eşeliyoruz, her defasında. Korkuyoruz aslında. Farklı olmaktan korkuyoruz. Düşüncelerimizi ifade edip, tepki almaktan korkuyoruz. Çünkü bir yerde haklısınız. Bizi anlamıyorlar...        Bizler birer papağan gibiyiz. Sürekli aynı kelimeler üstüne yoğunlaşıyoruz. Bazen ben, kendimde böyle olduğumun farkına vardığımda, kendime çok kızıyorum. Hiç durup şöyle bir dediklerinize, düşündüklerinize baktığınızda hepsinin aslında birbirinin değiştirilmiş versiyonu olduğunu hiç anladınız mı? Farklı düşüncelerinize hiç odaklandınız mı? Ya da insanların canı cehenneme diyerek, yapmak istediğiniz şeyi yaptınız mı? Yapınca ne kadar 'mutlu olduğunun farkına varınca, mutlaka biri gelip bozacak' diye hemen bir korku sarar içimizi. Ki mutlaka öyle insanlarla doludur her yer. Dünyanın neresinde olursanız olun !         Bu yüzden, bir çoğumuz 'bastırılmış zihniyet' hastalığına yakalanmışızdır. Çaresiz bir hastalık değil bu. Sadece 'inanmak' gerek, KENDİNE. Eğer kurtulmak istersek ? Sadece kendimiz olmak... Devamı

18 08 2012

Yaş 20 Ama Bir Ömür Yaşamış Gibiyim

Biz kadınlar mı olayları büyütüyor yoksa gerçekten olaylar mı büyük ? Bir çok tanıdığım insanın hayatında zorla bulunuyorum. Aslında hiç birinin hayatında önemimin olmadığını da biliyorum. Ve neden onlara bu kadar ihtiyaç duyuyorum !? Nedenini söyliyeyim. Çünkü bir deli olduğumu bildiğim için kendimle konuşmaktan kaçmak için başkalarına sığınıyorum. ÇOK YANLIŞ ! Aslında kendimden daha güvenli bir liman göremiyorum. Ufka baktığımda başka bir limanda göremiyorum. Yani bile bile fırtınalı denize açılmak niye ? Macerayı seviyorum ama bile bile ölüme gitmekte yakışıkalmaz bana.    Sözüm ona, bir çok insana 'kendimi anımsatacak bir kaç cümle kullanmadan' hatırlatamıyorum. Unutulması kolay bir insan silüetim var. Onca insan beni umursamazken, benim onları sevip saymam niye ? Çünkü içimdeki saflık hâlâ canlı, hâlâ değerli görüyor insanları. Ümit ediyorum hâlâ güzel şeyler düşünülecek, incitilmeden birbirimize saygı göstereceğiz. Nerde ???   İçimdeki saflık bozulmamak üzere korumam altında. Lakin ümit etme kısmı artık bitti bende, araba sürmeye başladığım o 7 Temmuz 2012 - Salı gününden itibaren insanların ne kadar nankör ve ne kadar sinir bozucu olduklarını gördüm. Ben evimden fazla çıkmayan, çıktığında da bildiği yolları bazen değiştiren bir tipim. Çok gezmek isterim ama asla o azmi kendimde yaratamam. Çoğu güzelliği gördüğümde büyüleniyorum, her defasında bu dünya da şaşıracak binlerce şey bulabilirim. Yine de İNSANLAR beni hayattan soğutuyorlar.   Zorla hayatlarına girdim,doğru ve isteyerek çıkıyorum artık. Hafızaları zayıf bu insanlar ço... Devamı

17 08 2012

Aşk- Şehir Eskişehir

Aşk- Şehir Eskişehir |  görsel 1

Bastığım her yer benimle birlikte renklenir... Eskişehir'im ben, antikalıktan çağdaşlığa doğru yol aldık ikimizde, Cahildik, saf ve temiziz ikimizde, Güçlendik, ve geliştik.. Çoğaldık gün geçtikçe,   Kalabalıklaştık... Ayrı canlar taşıdık ikimizde yüreğimizde, Bambaşka insanlar barındırıyoruz, zihinlerimizde. Çirkini de görüyoruz, Güzelliği de... Ama hep aynı kaldık. Bizi biz yapan değerlerimizle !!!   Devamı

15 08 2012

Sadece Sev Beni

Sadece Sev Beni |  görsel 1

  Masum bir bakış istiyorum senden. Sadece bak, dokunma. Dokunmak büyüyü bozuyor. Bir kelime istiyorum senden, ama süslü olmasın, sade ve güzel olsun. Elimden değil, yüreğimden tutmanı istiyorum, senin. Böylelikle bir daha asla bırakmayabilirsin. Tabii eğer hiç bir zaman beni sevmediysen hiç tutma ne elimden ne de yüreğimden. Bırak beni yalnızlığıma, bozma hayallerimi, senin dünyana uymayabilirler a ma benim dünyamda ; Mücevherlerden, altınlardan daha değerliler. Makyaj malzemelerinden, ojelerden, giysilerden... Bozma hayatımı. Eğer yeni bir şey ekleyip benimle kalmayacaksan, asla dönüp bakma. Çünkü senin bir kere bakıp gittiğin yerden ben bir daha asla gözlerimi ayıramayabilirim.  Hayatın ne kadar boş olabileceğini yeterince hissediyorum. Ellerimdekini sakın alma, çünkü ben onlar sayesinde yaşıyorum. Gözlerim ağlamaya alışkın olabilir belki ama hep ağlamak zorunda değiller. Dudaklarım gülmek için varlar. Eğer mutlu edeceksen, gel hayatıma. Ama lütfen bir fırtına gibi çıkma.   ... Devamı